Yeni medya düzeni derken?

İnternetin yaşam alanımıza girmesiyle birlikte yeni tür haberleşme ağları oluşmaya başladı. Sosyal ağlar başta olmak üzere haberleşmeyi ve bilgiye ulaşımı kolaylaştıracak yeni tür sistemler var oldu.

Gerek böylesi sosyal ağlar, gerekse internet üzerinden varlığını sürdüren yayınların bulundukları mecranın bütünü için ‘yeni medya düzeni’ kavramı kullanılmaya başlandı. Bu alana girebilecek saymakla bitiremeyeceğimiz yayınlar gün geçtikçe hızlı bir şekilde sayılarını arttırmaya devam ediyor. Bu yayınların neredeyse tamamı internet üzerinden varlığını sürdüren ‘haber’ siteleri olarak ortaya çıkıyor. Tüm bu yayınları genel bir şekilde yeni medya düzeninin bir parçası olarak görebiliriz.

Fakat benim aklımı kurcalayan sorun burada başlıyor. Yeni medya düzeni derken aslında tam olarak neden bahsediyoruz? Medyanın biçimsel yeniliğinden mi, yoksa içerik olarak yeni bir dilden mi? Bunun biraz düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Tamamını Okuyun…

Reklamlar

‘Direniş de, sermaye kadar küreseldir!’

Haftasonu Boğaziçi Üniversitesindeydik. Yaklaşık 1 haftadır süren Starbucks İşgalinin gerçekleştiği alanda, işgalci öğrencilerle antikapitalist ve devrimci havayı soluduk. Bir yandan, toplantılar yapılırken, öte yandan bilgisayarları başında yaklaşan sınavları nedeniyle ders çalışan ama gözü, kulağı eylem alanının içinde olan eylemci arkadaşlarımız vardı. Öte yandan, aşure yapan ve dans eden eylemciler vardı. Hepsi ne yaptığının bilincinde ve yaptıklarından keyif alan kişilerdi. Eylemlerinde 6. günü doldurmanın heyecanını yaşarken, son Devrimci Karargah operasyonunda tutuklanan arkadaşları Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Şeyma Özcan ve diğer tutuklu öğrenci arkadaşları için neler yapabileceklerini tartışıyorlardı. Başka üniversitelerden arkadaşları destek ziyaretine gelirken, diğer yanda çok ciddi ve hararetli tartışmalar dönüyordu. İşgal alanını gezerken, asılan pankartlar, tutulan notlar ve meydana getirdikleri alternatif yaşam, insanın heyecanlanması için herşeyi sağlıyordu.

Eylem alanına asılı pankartlararasında, ‘Direniş de, sermaye kadar küreseldir’ yazanı ilk göze çarpanlar arasındaydı. Buradan, Wall Street‘e, Tahrir‘e, Sindagma‘ya ve tüm direniş mekanlarına selam yolluyorlardı adeta.

Biz de, eylemci öğrencilerden B.Ü. Siyaset Bilimi öğrencisi Nilgün ile Starbucks İşgali ve sürece dair konuştuk.

Tamamını Okuyun…

Eray Özer:’Genç yaşımda çok şey yaptım!’

Kaleme aldığı yazılara, söz ettiği konulara bakınca ‘futbolun muhalifi’ demekten başka birşey diyemiyor insan. Her konuya soru işaretleriyle yaklaşan, Radikal ve Taraf Gazetelerinden tanıdığımız, şu sıralar NTV yayınlarında editörlük yapan ve Birgün Gazetesinde yazmaya devam eden gazeteci Eray Özer ile mesleğine dair konuştuk.

Barış Engin: Size gazetecilik yaptıran olgu nedir?

Eray Özer: Ben ODTÜ’de Psikoloji okudum. Psikolojide benim ilk tercihimdi. Üniversiteye psikolog olmak için girmiştim. ODTÜ Psikolojiye başladım. Ama, 2. Sınıfta psikolojiyle ilgilenmeyeceğimi anladım. Biraz tesadüf oluyor, birazda ben maymun iştahlıyım. Üniversitede birden çok şeyle uğraşırdım. Bir taneside kısa film yapıyordum. ODTÜ’de Görsel-İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi vardır. Oraya gidip geliyordum. Boş zamanlarımda oradan dersler alıyordum. Aslında hikaye orada dağılıyor. Bir Gençlerbirliği Belgeseli yaptık. Hasbelkader 17 dakikalık bir şey yaptık. Onu yaparkende, spor sosyolojisinin içerisine girdim. Spor tarihçiliği, spor sosylojisi, tribünler, tribün tipolojisi filan… İstanbul’a da Sinema – Televizyon okumak için gelmiştim. Zaten; İstanbulluyum da, geri döndüğümde kafamda Sinema TV okumak vardı. O da tesadüf Bilgi Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisansı yaptım. Gazetecilikte hani üniversitenin daha kısa filmle filan ilgilenmeye başladığım zamanda, ya hani hakkaten sinema sektöründe olacaktım. Ya da yazı-çizi ile ilgilenecektim. Hani ezelden beri olur ya; ilkokulda mikrofonla hani derler ya, tarakla mikrofon yapıp şarkı söylerdim diye… Bende yazı yazardım normalde, sevdiğim bir iştir yazı yazmak… Hikaye öyle başladı!

Tamamını Okuyun…

Değişim ve Medya

Değişmek: Başka bir hâl veya duruma girmek. (*)

Yazıma “değişmek” kavramının sözlük anlamını yazarak başlamak istedim. Çünkü; bu yazıda bahsedeceğim konu,“değişmek” ile ilgili bir durum ve bu fiilin gerçekleştirdiği bir olguya işaret ediyor.

Son zamanlarda politik, ekonomik ve sosyal açıdan değişim,  bütün dünyada en çok kullanılan kavram. Değişim, son Amerikan Başkanlık seçimlerinin de en çok ilgi gören sloganı olarak kendini duyurdu. ABD’nin siyahi başkanı Barack Obama, seçim kampanyasının sloganını “is a vote for change” olarak belirlemişti. Obama’nın seçimleri kazandıktan sonra, Amerika’yı değiştirip değiştirmediğini bu yazıda tartışmayacağım. Fakat; ABD Başkanı’nın dahi ‘değişimin öznesi’ olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Ülkemizde de son 10 yılda ne ‘değişmezlerin’ değiştiğini gördük. Vaktiyle tabu olan konular artık TV’lerde konuşulabiliyor, gazatalarda yazılıyor. Hatta Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı bile değişti. 

Değişim paradigması, kendini yaşamın ortasında olan ‘medya’ alanında da göstermeye başladı. ‘Yeni medya’nın ağırlığı her geçen gün artıyor.

Tamamını Okuyun…